İhsan Tekin İ.Ö.O Web Sitesi İhsan Tekin İ.Ö.O Web Sitesi

  

 RESSAM (ALINTI)

 RESSAM (ALINTI) Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını,halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine, resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş: "İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma."

 Eklenme Tarihi:1 Ağustos 2007 Çarşamba 01.08.2007

 Yazar Adı: FATMA YILDIZ

 YERLİ MALI

 İlkokul birinci sınıftayken ilk Yerli Malı Haftasını kutlamıştık. Sınıfta sıralar masa halinde dizilmiş, öğrencilerin evlerinden getirdiği meyveler ve kuruyemişler hazırlanmış ve topluca, eğlenerek yemiştik. Aradan yıllar geçti. Öğretmen olarak her tip okulda; köy, kasaba,ve şehirlerde çalıştım.12-16 Aralık hala okullarda Tutum , Yatırım ve Türk Malları Haftası-Bilinen adıyla-Yerli Malı Haftası olarak kutlanıyor.O gün gelince öğrenciler yine meyve ve kuruyemişler getirirler ve topluca eğlenerek yerler. Öğrenciyken ‘Herhalde biz köyde yaşadığımız için yerli malı deyince aklımıza fındık-fıstık, elma-portakal geliyor.’diye düşünürdüm. Korkarım hâlâ yerli malı deyince aklımıza Antalya portakalı, Anamur muzu, Malatya kayısısı veya bilmem nerenin marulu , domatesi ya da patatesi geliyor. Her ne kadar ilk karpuzu İran’dan yesek de, Brezilya’dan elma, İsviçre’den Çikolata Hollanda’dan bebek maması gelse de tarımda hâlâ yerli sayılırız. Ya sanayi ürünlerinde! Türkiye’nin ihracatı ithalatının yüzde altmışını karşılıyormuş. Peki biz dışarıdan neyi, niye alıyoruz? Sınıflarda gezerken; sıra üzerlerinde duran , öğrencilerin kullandığı malzemelere göz gezdiririm.Kurşun kalem Alman, kalem ucu Japon, silgi Kore vs. Arada sırada Türk malı tahta kurşun kalemlere de rastlıyoruz..Peki evlerimizde, işyerlerimizde veya sokaklarda durum nasıl? Çanakkale Savaşı sırasında malzeme almak isteyen subaya : ’Para peşin, kırmızı meşin.’cevabı veren İstanbullu gayrimüslim tüccarı çoğumuz hatırlarız.Gerçi daha sonraları paramız olduğu halde ambargo nedeniyle mal alamadığımız dönemleri de yaşadık. Önce ‘Biz adam olmayız , biz bir şey yapamayız.’ deyip halkı ümitsizliğe sevk ederek bu tüketim biçiminin –ve tükeniş biçiminin-zihinsel alt yapısını oluşturdular.Sonra ‘Adamlar yapıyor.’ deyip ecnebi mamullerini övdüler. Hâlâ aynı malın Avrupalısı daha pahalıdır. Çünkü satıcının da alıcının da zihninin bir köşesinde ‘Avrupalı mallar daha kalitelidir’-olmasa bile-fikri saklıdır.’ Asılacaksan İngiliz ipi ile asıl .’ sözü bu durumu çok güzel bir şekilde özetlemiyor mu? Avrupa mallarına kaliteli diye fazla fazla paralar ödedik, ödüyoruz. Hep onlar kazandı, kazanmaya devam ediyorlar. Kaybeden Türk sanayisi ve Türk halkı. Son yıllarda piyasaya musallat olan kalitesizliğinde herkesin hemfikir olduğu Uzakdoğu malları var. Elektronik eşyalar, hırdavat, zücaciye, tekstil… Peki, kalitesiz dediğimiz bu malları veya benzerlerini niye satın alıyoruz? -Ucuz olduğu için. Kazanan yine başka devletler, kaybedense yine aynı.Uluslararası arenada söz sahibi şirketlerimizin olmasını istiyorsak bu aşağılık kompleksinden kurtularak, yerli malı kullanmamız gerektiğini asla unutmamalıyız. Çiftçi ithal traktör kullanır, devletten mazot indirimi bekler.Tüccarı dükkanı yabancı mallarla doludur, devletten teşvik bekler.Ev hanımının beyaz eşyaları yabancıdır; ama devletten iyi sağlık hizmeti bekler. Öğrencinin bilgisayarı ve tüm donanımı yabancıdır; ama devletten mükemmel eğitim, sınavsız üniversite ve iyi iş bekler.Memur Fransa’da üretilen arabaya biner; ama devletten iyi bir maaş bekler. -Daha çoook bekleriz….

 Eklenme Tarihi:6 Haziran 2007

 Yazar Adı: Şenal Çetin Biyoloji Öğretmeni

 E-DERGİ HAKKINDA

 Sevgili Site Ziyaretçileri! E-Dergi bölümünden; özellikle belirli gün ve haftalarda öğrenci , öğretmen ve siz ilgili kişilerle makale, yazı ve şiirler aracılığıyla, duygu ve düşüncelerimizi paylaşabileceğiz. Yönetici, Editör Öğretmenlerimiz ve sizlerin aracılığıyla bu bölümü zenginleştirelim! . .

 Eklenme Tarihi:Eklenme Tarihi:20 Mart 2007 Salı

 Yazar Adı:Zafer ÜLKEBAŞ

Sayfa : 1